18.03.2015 - { 00:59 }
Burdur Bucaklı Osman Oğlu İbrahim

Hakikatli Validem,

Mahsus selam ederim, iki elinden öperim, hayır duanızı talep iderim. Hamd olsun, sıhhatteyim. İnşallah sizlerde sıhhattesinizdir. 18 Eylül 1915 tarihinde harbe iştirak ettik. Şimdiye kadar İngiliz düşmanımızla muharebe itmekteyim. İşte şimdi Osmanlı ordusunun kahraman askerleri, İngiliz düşmanlarımızı kahr ederek tamam denize kadar döktük. Hamd olsun, daha çok düşmanlarımızı tepeleyeceğiz. Biz Osmanlı askeriyiz, bize bu Osmanlılık birinci padişahımız Osman Gazi'den kalmıştır. Asla geri dönmeyiz. Muharebe ettiğimiz gibi mektup yazmaya elimiz değmiyordu. Biz asker olduğumuz gibi her daim mektup yazamayız; benim bir mektubuma beş mektup yazacaksınız herhalde cevabını gönderiniz, İnşallah yakın zamanda. Selamet şerefine ihsan eylesin. Elbaki Hüda'ya emanet olasınız.

 Valideciğim meram etmeyesiniz, hamd olsun çok rahatım. Ocak 1916.Oğlunuz İbrahim Çavuş. Adresim: altıncı Hatem Nizamiye'dir. Birinci Taburun İkinci Bölüğünde, Birinci Takımın Birinci Mangasında diyerek yazınız.

Himmetli Biraderim, Muhammed Efendi, Dayım Yusuf Efendi,

 Evvela selam ettikten sonra, saniyen iki ellerinizden buse idem ve yengem kadınlara ayarıca selam iderim. Biraderimin hanesi tarafına, Kerim Kadınlara, Mahdumum Emin Ağa'ya ayrıca selam iderim. Mahdumum Osman Ağa'ya, Yusuf Ağa'ya, ayrıca evladına selam iderim. Büyük Pederim Ahmet Ağa'ya hanesi tarafına, kızlarına selam iderim. Amcam Mustafa Ağa'ya, Muhammed Efendi'ye Dayım Osman Çavuş Ağa'ya, Hacı Emin Ağa'ya cümlenize selam iderim. Bize selam yok mu diyen ahbapların cümlesine ayrı ayrı selam iderim. Bizim kadına da selam iderim. Şimdiye kadar mektup yollamadığımın sebebi;

 Ağustos 31 tarihinde İstanbul'dan hareket ettik, Eylül'ün 18'inde Arıburnu'nun sağında harbe girdik. 21 Aralık 1915 de düşmanı kahrettik Allah izniyle. 21 Aralık 1915 günü sabah namazının evvel vaktinde düşmanları denize döktük. 4 Ocak 1916'da hareket ettik Tekirdağ'ına geldik. Şimdiye kadar benim elim olmadı, sizde benim nerde olduğumu bilmediniz. Şimdiden geri ben haftada bir mektup gönderirsem sizde haftada beş mektup göndermelisiniz. Ateş altında bir mektup yazdım, 16 Aralık 1915 tarihini atmadım. Şimdi bu mektup ile ikisini birden yolladım. Kusura bakmayınız, inşallah yakın vakitte görüşürüz. Ol tarafta her işlerinizi nasıl ettiyseniz beyan ediniz. Sizden aldığım iki mektup; biri dayım Osman Çavuş, biri Biraderim Muhammed Efendi'den. Harp yerinde geldi, vusul buldu, çok memnun oldum. Allah sizleri de memnun eylesin. Emin olduğumuz yeri soruyordunuz. Şimdi Tekirdağ'ına geldik, şimdilik buradayız. Biraderim Hakkı Efendi'ye, Mustafa Ağa'ya ayrı ayrı selam iderim. Şükürler olsun paraca sıkılmadım, tütün içmediğim sebeple; çocuklara tütün içirmeyin. Bir iki ay daha param yeter meram etmeyiz.

 Tekirdağ'ında Osman oğlu İbrahim

Burdur-Bucak-Kuşbaba köyü

18.03.2015 - { 00:58 }
Kadir Oğlu Mehmet Çavuş'un Komutanına Yazdığı Mektup

"1. Kolordu, 1. Tümen, 7. Alay, 3. Tabur, 1. Bölük Çavuşu, Çivril Kazasının Madenler Köyünden Kadir Oğlu Mehmet, Conkbayır ve Seddülbahir Muharebelerinde herkese şayan büyük kahramanlıklar göstererek düşman tarafından atılan bombaları patlamadan yine düşmana atmak suretiyle cesaret ve şecaat harikaları yaratmış ve nihayet, yine böyle bir bombayı alarak düşmana havale edeceği sırada her nasılsa birden bire infilâk eden bombadan sağ el bileğini kaybetmiştir.

Hastanedeki yatak ızdırabından tabur komutanına gönderdiği mektupta;

“Muhterem Komutanım,

Sağ kolumu kaybettim, zararı yok, sol kolum var. Onunla da pekâlâ iş görebilirim. Beni üzen şey; yaramın kapanmamasından dolayı kıta’ma katılamamam ve düşmanla çarpışamamak. Hastaneden kurtularak halen harbe iştirak edemediğim için, beni mazur görünüz, affediniz, muhterem komutanım”."

18.03.2015 - { 00:56 }
Kolağası Mehmet Tevfik

2 Haziran 1915 günü yaralanmış ve Çanakkale Askeri Hastanesi'nde şehitlik rütbesine ulaşmış Kolağası (Ön Yüzbaşı) Bölük Komutanı İstanbul'dan Mehmet Tevfik'in anne babası ve eşine hitaben yazdığı mektupta, vatan için asker olmanın kutsiliği ve haklı gururu ile şehitliğe özlem vardır. Bir vasiyet hükmünde olan bu mektupta ayrıca şehit olması durumunda borçlarının ödenmesi hususundaki hassasiyeti de dikkat çekicidir:

"Sebebi hayatım, feyz ü refikim,

Sevgili babacığım, Valideciğim,

Arıburnu'nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurşun geçti, hamdolsun kurtuldum. Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağımdan ümidim olmadığından bir hatıra olmak üzere şu yazılarımı yazıyorum.

Hamd-ü senalar olsun Cenab-ı Hakk'a beni bu rütbeye kadar eriştirdi. Yine mukadderatı ilahiye olarak beni asker yaptı. Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla beni vatan ve millete hizmet etmek için ne suretle yetiştirmek mümkün ise öylece yetiştirdiniz. Sebeb-i feyz ü refikim ve hayatım oldunuz. Cenab-ı Hakk'a ve sizlere çok teşekkürler ederim.

Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı hak etmek zamanıdır. Vazife-i mukaddese-i vataniyeyi ifaya cehdediyorum. Rütbe-i şehadete erersem Cenab-ı Hakk'ın sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim. Asker olduğum için bu, her zaman bana pek yakındır.

Sevgili babacığım ve valideciğim,

Gözbebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezih'ciğimi evvele Cenab-ı Hakk'ın saniyen sizin himayenize tevdi ediyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız.

Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen sa'yediniz. Servetimizin olmadığı malumdur. Mümkün olandan fazla bir şeyi isteyemem, istesem de pek beyhudedir. Refikama hitaben yazdığım matuf mektubu lütfen kendi eline veriniz. Fakat çok müteessir olacaktır, o teessürü izale edecek vechile veriniz. Ağlayacak üzülecek tabi teselli ediniz. Mukadderat-ı ilahiye böyleymiş. Malumat ve düyunatım hakkında refikam mektubumda laf ettiğim deftere ehemmiyet veriniz. Münevver'in hafızasında ve yahut kendi defterinde mukayyet düyunat da doğrudur. Münevver'e yazdığım mektubum daha mufassaldır kendisinden sorunuz.

Sevgili baba ve valideciğim,

Belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur. Beni affediniz, hakkınızı helal ediniz, ruhumu şad ediniz, işlerimizi tavsiyesinde refikama muavenet ediniz ve muin olunuz.

Hemşirem Lütfiyeciğim,

Bilirsiniz ki sizi çok severdim. Sizin için vesayemin yettiği nisbette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim. Belki size karşı da kusur etmişimdir, beni affet, mukadderatı ilahiye böyle imiş hakkını helal et ruhumu şadet, yengeniz Münevver hanımla oğlum Nezih'e sen de yardım et, sizi de Cenab-ı Hakk'ın lütuf ve himayesine tevdi ediyorum.

Ey akraba, dostlar ve yakınlar, cümlenize elveda, cümleniz hakkınızı helal ediniz. Benim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun. Elveda, elveda. Cümlenizi Cenâb-ı Hakk'a tevdi ve emanet ediyorum.

Ebediyen Allah'a ısmarladım. Sevgili Babacığım ve Valideciğim....

Oğlunuz Mehmet Tevfik

18.03.2015 - { 00:54 }
Mehmet Dursun'un Harp Hatıralarını Anlatan Mektubu

45. Alayın 8. Bölük 2. Takım komutam idim. 17 Nisan 1915'de alayımızla Akbaş Limanı'na çıkmıştık. 18 Nisan’ı Maydos Civarındaki zeytinlikte geçirdik. 2 Nisan bütün tümen Soğanlıdere'de toplandı. O gün saat 07.00'de, Tümen Komutanım Miralay Şükrü Bey, Alay komutanları ile Tabur komutanlarını yanına çağırarak gerekli emirleri verdi. Tabur komutanımız İsmail Hakkı Bey de bize iki günden beri yapılan ateşlerden düşmanın kuvveti kırılmış olduğu cihetle bu gece düşmana taarruz edilerek hakkin desteğiyle denize döküleceğini, alaylar yan yana, taburlar bölükler kuvvetleri He derin kol nizamında hareket edeceğini, mümkün olduğu kadar toplu bir vaziyette silahlar doldurulmamış ve çantalar çıkarılmış olduğu halde gidileceğini, emir verildiği zaman süngü takılarak ilerideki avcı hattı ile birleşip düşmana hücum edeceğimizi tebliğ etti. Askerleri bu emir gereği hazırlayarak, saat 09:00'da ileri hareket ettik.

Ufak bir mertek gerisine geldiğimiz zaman kurşun ve şarapnel taneleri mevcudiyetini hissettirmeğe başlamıştı. Düşman Bertik Tepesi’ni oldukça şiddetli bir topçu ateşi altına almıştı. "Yere yat " emri verildi. O aralık tabur komutam gelerek, süngü takip ilerideki avcı hattı ile birleştikten sonra hücum edeceğimizi söyledi. 1. Takım öne çıktı. Ben 2. Takım 'la onu takip ediyordum. Her sıçrayışta birçok düşman maktulleri çiğneyerek cephemizde iki mevzi siper atladık. Nihayet son defa askerlere mevzi aldırdığım zaman cinsini tayin edemediğim bir topçu mermisi kolumun aşağı kısmına isabet ederek ağır surette beni yaraladı. Takımı çavuşuma teslim ettim. İki asil kalpli asker beni kolları arasında sargı mahalline götürdü. Soğanlı Dere'de kanın durdurulması için kolum sarıldıktan sonra hemen Kilitbahir Hastanesi’ne gönderildim.

Gözümü açtığım vakit kendimi yatakta kolsuz olarak buldum. Vatan için bu hale geldiğimi düşünerek teselli oldum. Oradan İstanbul'a gönderildim. Üsküdar’daki Zeynep Kamil Hastanesi’nde, Moda ve Vitali Köşkü Subay Rehabilitasyon Merkezinde itina ve şefkatle tedavi edildim. Vücudumda eski kuvveti hissettiğim zaman boş durmamayı vicdanım emretti. Bir hizmete tayinimi istedim. Genelkurmay Başkanlığı Yaverliği refakatine tayin olundum. Şimdi orada bulunuyorum. Yüce Türk Milletim ve mukaddes vatanım için feda olan koluma acımıyorum.

15. Tümen 45. Alay 2. Tabur 8. Bölük

Teğmen Mehmet Dursun"

Mektuplar
Kayıtlı veri bulunamadı..